21 Şubat 2012 Salı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı yapıldı. Meclis toplantısının açılışında bir konuşma yapan ATSO Başkanı Çetin Osman Budak, Oda’nın faaliyetlerinin yanı sıra, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Budak’ın konuşması şöyle;
Geçtiğimiz meclis toplantısından bugüne, oldukça yoğun bir Antalya gündemi yaşadık. Ancak yerel konulara geçmeden birkaç başlık ile Dünya ve Türkiye ekonomisine değinmek istiyorum.
Türkiye ve Dünya ekonomisinde geçtiğimiz aylara göre daha iyimser bir tablo ile karşı karşıyayız ancak yine de bazı belirsizlik ve risklerin devam ettiğini de burada ifade etmek istiyorum.
ABD’nin faizleri yükseltmeyeceğini açıklaması, Yunanistan'a 130 milyar Euroluk ikinci kredi diliminin çıkacağı beklentisi küresel piyasaların ateşini düşürdü. Bu gelişmeleri yakından izliyoruz.
Cari açık sorunu Türkiye’nin en acil sorunu olmaya devam ediyor. Ocak ayında ithalattan alınan vergideki % 24 artış gösteriyor ki, ithalatta ve cari açıkta arzu edilen düşüş halen başlamamıştır. Sıcak para girişinin devam ediyor olması bu açığı finanse ederken, döviz kurunu da frenlemiştir.
Bir olumlu gelişme Ekonomi Bakanımız Sayın Çağlayan’ın ilk kez ithalatın yüksekliğine dikkat çekmiş olmasıdır. Ayrıca, Bakanlık güzel bir ithalat analizi yapmıştır. Bir işadamı olarak Sayın Çağlayan’ın işi sıkı tutması ve özel sektörün bu konudaki taleplerine kulak vermesi ile ilk kez bir bakanlıktan ithalat ile ilgili ciddi bir rapor çıkmış bulunmaktadır. Umuyorum ki, bu çalışmalar daha detaylı bir sanayi stratejisi çalışmasıyla tamamlanır ve de bir strateji çerçevesinde yeni bir teşvik sistemi ortaya çıkar.
TÜRK TİCARET KANUNU
Diğer bir önemli konu da Ticaret Kanunudur. Kanunda şirketlerin her tür bilgileri internete koyma, şirketten para çekme, şirket dokümanlarında yer alması gereken bilgiler gibi konularda bazen uygulanamayacak hükümler bulunduğunu biliyorsunuz. Basından da izlediğiniz gibi Kanun bu haliyle sıkıntılar yaratacağından, ilgili maddelerin değişmesi için Hükümete öneriler sunulmuştur.
Elbette halka açık, çok ortaklı şirketlerde hisse sahiplerini koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır. Ama işin ilginç kısmı şudur: Ülkemizde bütün halkı ilgilendiren konularda Devletin kurumları şeffaf değilken, Devletin kurumları bütçe ve harcama gibi konuları internette şeffaf şekilde göstermezken, bunu şirketlerin yapması isteniyor. Ticaret kanunu vesilesiyle bu konuyu gündeme getirmek istiyorum:
Şeffaflık Devletten başlamalıdır. Kamu kurumları, bakanlıklar, belediyeler, bölge müdürlükleri internette halka açık olmalıdır.
Örneğin Orman Bölge Müdürlüğü Çıralı’daki gibi tahsisleri neden ve nasıl yaptğını ve tahsis ettiği yerleri, kime tahsis ettiğini güncel olarak duyurmalıdır.
Örneğin, Antalya’da Batı Çevre Yolu gibi projeleri vatandaş günlük olarak internetten izlemelidir. Mesela ben Batı Çevre Yolu nun neden bir türlü yapılamadığını bilmiyorum. Bilen var mı? Karayolları ve belediyeler, ne yapıldığını, mevcut sorunun ne olduğunu her hafta veya her ay internete koymalıdır.
Örneğin belediyeler imar tadilatlarında arsa sahibini, tadilatın ne olduğunu, neden yapıldığını internette açıklamalıdır. Bu kiraya verilen yerler, açılan büfeler, bunların sahipleri, kiralama şartları ilan edilmelidir. Şeffaflık olacaksa önce buralardan başlanmalıdır.
ÇEK KANUNU
Çek Kanunu konusunda da komitelerimiz bazı sıkıntıları dile getirmişlerdir. Çek, bugün Türkiye ekonomisi için önemli bir ödeme aracıdır. 2011'de takas odalarına ibraz edilen aylık çek tutarı 22.8 milyar TL dir. Çekin itibarını yitirmesi ekonomide tıkanmalara, kaosa yol açar. Bu konuda bir öneri var: “çek sigortası”. Sigorta, nasıl ki bir evin, arabanın varlığının teminatı ise, çek sigortası da çekin karşılığının teminatı olsun önerisi var. Bunun çözüme dönük ve uygulanabilir bir öneri olduğunu düşünüyorum. Bu öneri değerlendirmeye alınmalıdır.
EXPO KONUSU
Odamız faaliyetleri ve Antalya gündemi ile ilgili konular içerisinde en önemli konu EXPO Yasa Taslağı konusudur. EXPO yasa taslağında, EXPO konusunu bugüne getirmiş kurumlara sorulmadan bürokratik bir yönetim yapısı öngörülmüş, Antalya’nın kurumlarını kısmen de olsa devre dışı bırakan veya seyirci konumuna koyan bir çerçeve hazırlanmıştır.
Oysa EXPO gibi organizasyonlarda uluslararası kural yerel toplumun, yerel kurumların aktif rol almasıdır. İstanbul 2010 Kültür Başkenti ve İzmir EXPO örnekleri bu yönde iken, Antalya için daha farklı ve Ankara merkezli bir organizasyon öngörülmesini anlamakta zorluk çekiyoruz.
Biz Antalya kurumları olarak bu yasa taslağındaki olumsuzlukları işaret ederek, olması gerekenleri sunduk. Çünkü biz EXPO derken yalnızca sahadaki peyzaj ve çalışmaları kasdetmiyoruz, aynı zamanda Antalya’da topyekun bir seferberliği veya hazırlığı da içine alan bir vizyonu kastediyoruz. Ümit ederim ki, bu yasa bizi tatmin edecek biçimde, çok gecikmeden çıkar ve bu çalışmalar daha fazla geç kalmadan başlar. 2016 ya yalnızca 4 yıl kalmış olmasına rağmen, yasa çıkmadan aktif faaliyete başlanamıyor. Biz de yerel insiyatif olarak adeta panik yaşıyoruz.
EMİTT FUARI’NDAKİ BAŞARI
Çok önemli bir faaliyetimiz, EMITT Fuarına Antalya’nın ilk kez tek stand olarak güçlü bir biçimde katılması olmuştur. Fuarda bize en çok sorulan soru “bu kadar büyük ve çok taraflı olan bir destinasyonun bu birlikteliği nasıl sağladığı” oldu. Bu başarı kolay yakalanmadı. Yaptığımız çalışmaları yakinen biliyorsunuz. Bütün destinasyonları tek tek dolaştık, bu yapının oluşturacağı birlikteliğin gücünün gerekliliğini bıkmadan, usanmadan anlattık. Kurumları tek tek ikna ettik. Bu birlikten kuvvet doğmuştur. Katıldığımız ilk fuarda Antalya Tanıtım A.Ş.’nin ne kadar doğru bir proje olduğu görülmüş, diğer destinasyonlar tarafından daha ilk faaliyetinde model olarak alınmıştır ve şirketimiz EMITT’den ödülle dönmüştür.
TÜYAP KİTAP FUARI
Yine önem verdiğimiz, çaba gösterdiğimiz, destek olduğumuz bir etkinlik de TÜYAP Antalya Kitap Fuarı’dır.
Öncelikle bu kültür şenliğini kentimize kazandırmak için büyük özveri ile çalışan başta kitap fuarı komisyonu üyelerimiz olmak üzere ilgili meslek komitelerimizin bütün üyelerine teşekkür etmek istiyorum.
TÜYAP Antalya Kitap Fuarı öyle bir olay olmuştur ki, sanırım hepimize ders vermiştir. Zannederim ki, Cam Piramit’in tarihindeki en büyük etkinlik gerçekleşmiştir. Yer olmadığı için yayınevi sayısı kısıtlı tutulmuş, etkinlik sayısı sınırlı kalmıştır. Buna rağmen haftasonu birçok insan izdiham nedeniyle geri dönmüştür. Standlara yaklaşılamadığı için kitap alamadan dönen insanlar olmuştur. İlber Ortaylı gibi yazarlar kitap imzalamaktan yorgun düşmüşlerdir.
Antalyalılara şahsen teşekkür ediyorum ve Antalya’nın bu düzeyi ile gurur duyduğumu söylemek istiyorum.
TÜYAP, Antalya’da böyle şeylerin yeterli ilgi görmeyeceği ezberini bozmuştur.
TÜYAP’ın bu ilk fuarının, hatta deneme fuarının başarısı gerçekten ders niteliğindedir. Demek ki, Antalya her şeyin en iyisini hak ediyor. Demek ki, gerekli organizasyon yapıldığında Antalyalı buna katılıyor ve destek veriyor. Demek ki, bir iki değil, her ay bir fuar olsa ilgi görecek.
Demek ki, kültür etkinlikleri gerçekten şehrin canlanmasını sağlıyor, ticaret yaratıyor.
Bir TÜYAP gösteriyor ki, Antalya’da kitap okuyan ve alan var. Buradan kitapevlerimizin ve herkesin ders çıkarması gerekiyor. Demek ki, şehrin içinde büyük mekanlar ve toplu kitap çarşıları olsa kitapevleri daha iyi çalışacak ve halk daha çok okuyacak.
Bu vesileyle Cam Piramit’in bu tür etkinlikler için ne kadar yetersiz olduğunu da bir kez daha gördük. Piramit biçim olarak güzel, fakat çoktandır işlevsiz kalmış bir yapıdır. Cam Piramit’in tekrar ele alınması ve gerekirse yıkılıp, aynı tarzda gerçek bir opera ve kongre merkezi veya kültür sarayı olarak yeniden yapımının zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.
KİTAP FUARI İLE İLGİLİ GEREKSİZ POLEMİKLER
TÜYAP Kitap Fuarı konusu biz istemediğimiz halde, gereksiz yere bir polemiğe konu olmuştur. Antalya’nın ve bizim bu tür polemikleri çoktan aşmış olması gerekirdi, ama öyle olmadığı görülüyor. Biz üç dört yıldan bu yana TÜYAP’ı Meclis üyelerimizle, bu alandaki arkadaşlarımızla birlikte Antalya’ya gelme konusunda teşvik ettik. Bildiğiniz gibi, TÜYAP Türkiye’nin en büyük fuar kuruluşlarından birisidir. TÜYAP en büyük kitap fuarlarını da profesyonel bir biçimde yapmaktadır ve uzmanlaşmıştır. İstanbul, İzmir, Adana ve Bursa gibi illerde de düzenli kitap fuarları yapıyor ve 1 milyondan fazla insanı her yıl kitapla buluşturuyor
Antalya’da bu tür etkinlikler ne kadar çok olursa o kadar iyi olur. Keşke her ay bir kitap fuarı olsa, her semtte olsa…
Aslında Antalya’ya kitap fuarları da yetmez. Büyükşehir Belediyesi açtı. Valilik ve diğer belediyeler de Bakanlıkla işbirliği yaparak semtlerde kütüphaneler açmalılar, kültür kafeler açmalılar. Antalya’da bir kitapçılar çarşısı olmalı. Ama Antalya’nın merkezinde olmalı. Çünkü bunlar halkı teşvik eder ve şehir merkezinin canlanmasına katkı yapar.
Biz bu çerçevede Antalya’da kitap fuarlarının çoğalmasını da isteriz ve destek de veririz. Bu düşüncelerimizi gerekli yerlerde dile getirmişizdir.
Buna rağmen ben yaptım-sen niye yapıyorsun cinsinden bir polemiğe girilmesini hayretlerle karşılıyorum. Antalya sen-ben çekişmeleriyle, yarışlarıyla zaman kaybedilecek bir kent değildir. Hepimizin ve Antalya’yı yönetenlerin artık eski alışkanlıklardan vazgeçmesi gerekir.
Kitap fuarları, kültür etkinlikleri amaç değil, araçtır; amaçla aracı karıştırmamak gerekir. Fuarlar ve festivaller ne bizim ne de belediyelerin asli işidir. Bizlerin asli görevi Antalya’yı güzelleştirmek ve geliştirmek yani hızla kentlileştirmektir. Kentlilik bilincini, Antalyalılık ruhunu geliştirmektir.
Biz, Antalya bir kültür kenti olsun derken, Antalya’da bugünkü olumsuzluklar değişsin, bu anlayış değişsin istiyoruz. Kültür ve sanat ile şehrin değeri bilinsin, daha güzel bir şehirleşme olsun, bu çirkin betonlaşma yerini estetik ve yeşil bir gelişmeye bıraksın istiyoruz. Şehir merkezi canlansın, sosyal hayat ve ticaret gelişsin istiyoruz. Eskişehir’de estetikle, tarihle, kültür yatırımlarıyla bir yeni kent ortaya çıkarılmıştır. Kasdettiğimiz şey, gelişme işte budur.
Aksi halde, biz kültürle bu zihniyeti, bu alışkanlıkları, bu kötü kentleşmeyi, bu düzensiz yapılaşmayı, bırakmadığımız takdirde, değil kitap fuarı yapmak, Topkapı sarayını veya Louvre müzesini Antalya’ya ışınlasak bile bir sonuç alamayız.
O nedenle bu tür faaliyetleri yaparken, acil ve asli işleri, Antalya’nın güzelleşmesini, gelişmesini unutmamak gerekir. Bugün Antalya’da yeşil alanları betonlaştırıyoruz. Cadde ve semtlerde kat yüksekliği belli değil, dört kattan 12 kata kadar değişiyor. Yan yana iki bina aynı seviyede değil ve caddeler çirkinleşiyor. Renk uyumu yok. Otopark için kriter ve kontrol yok. Yeni caddelerde, yeni bina ve işyerlerinin kaldırımları otopark olmuş durumda. Sosyal donatı alanları yetersiz, spor alanları yetersiz. Halen kaldırımlarda büfeler açılmaya devam ediyor. Turizm alanı konut alanına, konut alaları da plansız bir şekilde ticari alana dönüştürülüyor.
TOPLU İŞYERLERİ
Gelin Antalya’da ticari alanları planlayalım dedik, sonuç var mı? Yok. Ticaret için konutların altına, arkatlara mahkum edilmiş durumdayız. Gelin toplu işyerleri yapalım dedik ! Bu sadece bizim, esnafın mı derdidir ? Biz toplu işyerlerini hem esnaf için ama hem de trafik sorunu ve daha güzel bir kentleşme için istedik. Bizden başka dert eden var mı? AVM’ler için sayı ve yer kriteri istedik, oysa basında halen 4 AVM projesi olduğunu okuyoruz.
Bu konularda bir değişim, bir düzelme neden olmuyor? Eskinin yanlışları bugün bile neden ve nasıl devam edebiliyor?
Bu gerçekler ortadayken, biz yine de çözümü diyalogda, işbirliğinde aradık, arıyoruz. Küçük küçük adımlarla artık bir değişim başlasın diyoruz. Antalya zararın neresinden dönerse kârdır diye iyi niyetle hareket ediyoruz. Dolayısıyla Antalya siyasetinden de daha fazla sorumluluk beklemek hakkımızdır.
Kısır çekişmeleri bırakalım, sahne yarışını bırakalım, kendimizi düşünmeyi bırakalım, gelin Antalya’nın temel ilkelerini ve temel hedeflerini madde madde yazalım ve hepimiz altına imzayı atalım.
Gelin 100. Yıl’ı, Cam Piramit’i, Özel İdare Binası’nı, Dokuma’yı, Lara’yı, Sarısu’yu, Çakırlar bölgesini, Varsak’ı masaya yatıralım. Ticari alanları, sosyal ve spor alanlarını, yeni ulaşım akslarını belirleyelim. Stadyum olmadan spor turizmini, kongre merkezi olmadan kongre turizmini geliştirmek isteyen bir şehir olmaktan çıkalım. Kentsel dönüşüme girmeden, kamulaştırma yapmadan, yeni yollar açmadan trafik sorununun çözülmeyeceğini bilelim. Mimari estetik olmadan, yeşil alan olmadan turizm kenti olmayacağımızı anlayalım.
Bir yatırım planlaması yapalım ve sonra da Hükümet ile masaya oturalım. Kamulaştırma gerekiyorsa isteyelim, bir bütçe planı yapalım. Antalya’nın bir beş ve 10 yıllık gelişmesini hep birlikte belirleyelim.
Asıl mesele budur, bunun dışında günlük çekişmelerin bir anlamı yoktur. Biz bu nedenle bugüne kadar hep işbirliği arayışında olduk, bundan sonra da olacağız. Bize gelmeyene biz gideceğiz, her organizasyona elimizden geldiği kadar destek olmaya gayret edeceğiz.
KOMİTELERİN FAALİYETLERİ
Komitelerimizin bazı çalışmalarını da burada önemle anmak istiyorum. Dokuzuncu grubumuzun Rekabet Kurumu uzmanlarıyla Büyük zincirler ve organize toptancılarla ilgili toplantı yapması çok güzel bir çalışmadır. Bu konularda hemen çözüm beklemeyelim ve ısrarla konuyu takip etmeye devam edelim. Perakende yasası bu yıl da yine Hükümet programında yer almıştır. Umarım ki, bu yıl da yine rafta ve sözde kalmaz.
Türkiye ekonomisi ve Antalya ekonomisi büyüyor, ama küçük işletmeler ve esnaf bu büyümeden yeterli pay alamıyor. Bakınız geçen yıl kredi kartı ile yapılan alışveriş % 24 arttı ve 260 milyar liraya çıktı. Ama internet üzerinden satışlar da % 46 arttı ve 35 milyara ulaştı. Giyim, ayakkabı, kişisel bakım, elektronik, kitap satışlarında internet çok daha hızlı artıyor. Diğer taraftan AVM’ler tıklım tıklım ve alışveriş her gün biraz daha AVM’lere kayıyor. KDV, AVM, kayıtdışı ve büyük firmalar derken hem şehir hem de cadde esnafı kan kaybediyor. Bu konuları önümüzdeki aylarda daha fazla gündeme getireceğiz.
33. Grubumuz müteahhitlik kurumu ve yapı denetim sistemi konusundaki çalışmalarına aktif biçimde devam etmektedir. İnşaat sektörümüzü ilgilendiren yabancılara mülk satışı, kentsel dönüşüm yasa tasarıları gündemde, ayrıca 2B yasası da nihayet çıkacak. Bunların her biri Antalya’ya önemli katkı yapacak yasalardır. Komitelerimiz bu tasarıları da incelemeli ve varsa değişiklik önerilerini dile getirmelidir.
50. meslek grubumuz okullarda ortak kullanım alanlarındaki temizlik veya hijyen sorununa dikkat çekerek çok önemli bir konuyu gündeme taşımıştır. Lütfen her komitemiz bu tür konularda kendi meslek grubunun ne yapabileceğini ele alsın. Özellikle kenar semtlerde okullarda temizlik, donanım, hatta beslenme konusunda gönüllü olarak bir şeyler yapmak çok faydalı, hayırlı bir çalışmadır. Bu konulara ilgi gösteren ve gösterecek tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
27. grubumuz falezlerin aydınlatılması konusunu yeniden gündeme almış ve girişimler başlatmıştır.
Kültür ve Sanat Komisyonumuz da her zamanki gibi, en aktif komisyon olarak çalışmalarını büyütmektedir. Komitelerimiz sektörlerindeki firmalarla da işbirliği yaparak bazı projeler ve hizmetler geliştirebilirler. Örneğin Büyükşehir Belediyesi Cadde ve kaldırım çalışmaları yapıyor. Bu caddelerdeki bina görünümlerinin de düzelmesi gerekir. Örneğin boya firmalarımız caddelere sponsor olabilir, indirim kampanyası yapabilir ve binaların en azından ön yüzeylerinin uyumlu ve güzel biçimde boyanması için kampanya başlatabiliriz. Dış cephe çalışmaları yapılabilir. Bir caddede yapılır, örnek olur ve bütün Antalya’ya yayılır.
ESKİ HİZMET BİNASI
Bugün ve önümüzdeki ayların en önemli konusu ise Eski Hizmet Binamız ile ilgili projedir. Bizim bu konudaki projemiz, ilk yıl çalışma programımız içinde yer almıştı ve 2009’da bir kültür merkezi yapma düşüncemizi sizlerle paylaşmıştım. Aralık ayında da konuyu Meclise getireceğimizi söylemiştim. Daha önce de söylediğim gibi, Oda olarak 2008’de yaptığımız arama konferanslarında Tabiat müzesi, Anadolu Kültürleri Müzesi yapılması proje teklifleri olarak gündeme getirilmişti. Buradaki temel hedef şehir merkezine turist çekmek ve canlılık getirmektir.
Bu çerçevede eski hizmet binamızı çok amaçlı bir kültür ve eğitim merkezi yapma projemiz artık gündemimizdedir. Bu konuda Suna ve İnan Kıraç Vakfı ile işbirliği kararı almış bulunuyoruz. Sayın İnan Kıraç bu projeyi heyecanla desteklemektedir. Hem mimari projesine hem de merkezin faaliyetine İstanbul Pera Müzesi ile birlikte destek vereceklerdir.
Bu bina kent merkezinin mimari görünümünün değişmesi, kent merkezinin bir bütün olarak yenilenmesi için güzel bir örnek olacaktır.
Bir kültür projesinin yarattığı canlılığı TÜYAP kitap fuarında somut olarak gördük. Eski hizmet binamız uluslar arası sanat sergilerine ev sahipliği yaptığında turistler ve halkımız için çok önemli bir cazibe noktası olacaktır. Böylece turizme ve ticarete güçlü bir destek vermiş olacağız.”
Başkan Budak'ın konuşmasını izlemek için;